Komünizmin hayaleti

1-kol. 3-Manset- cumhurbaskanligi

‘Komünizmin hayaleti hala canlıdır ve kaybolmadı.’ demişti Prof. İvaylo Znepolski Zaman’a verdiği röportajında. Yakın Geçmişi Araştırma Enstitüsü Başkanı Prof. Znepolski haklı. Geçmişimizle yüzleşemediğimiz ve suçlular yargılanamadığı için komünizmin hayaleti hala canlı Bulgaristan’da.
Şu manzaraya bakar mısınız? Geçen hafta ilk defa komünist rejiminde yaşamını yitirenleri anma günü olan 1 Şubat, devletin en üst düzey katılımıyla anıldı. Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev törene katılarak anıta çelenk koydu ve ağlamaklı bir konuşma yaptı. Üstelik göreve yeni başlayan Cumhurbaşkanı’nın Bulgaristan’da halk arasına ilk çıkışıydı bu dondurucu soğuğa ve kara rağmen. Demek ki, böyle bir olayın yaşanması için rejimin dağılmasından sonra 22 yıl geçmesi gerekiyormuş ülkemizde.
Aslında son zamanlarda bu yönde Bulgaristan’da kayda değer gelişmeler oldu. Meclis, bu yılın ilk oturumunda komünist rejimin Müslüman ve Türklere karşı uyguladığı asimilasyon kampanyasını kabul ettiği bildiriyle kınadı. Bir de 2000 yılında Meclisin kabul ettiği Bulgaristan’da Komünist rejimin (9 Eylül 1944 – 10 Ekim 1989) suç organizasyonu olduğunu kabul eden kanun var.
Geçen 20. asırda medeniyetin günahları, iyiliklerine üstün gelip insanlık dünya savaşı suretinde iki tane çok büyük tokat yedi. Bu savaşların neticesinde milyonlarca insan öldü ve yaşadığımız dünya kana bulandı. Bunun devamında bazı ülkeler özünde şiddet olan rejimlerle yönetildi, başkaları da hala bu tür rejimlerle yönetiliyor. Bulgaristan, 1989 yılına kadar totaliter komünist rejimin baskısı altında kaldı. Bu zamana dair hatıralar o yıllarda yaşamış olanların zihninde hala canlı. Bir çoğumuzun komünist rejim zamanında bizzat zulme maruz kalmış veya zulme uğramış akrabası veya dostu vardır.
Peki neden 1 Şubat? Çünkü 1 Şubat 1945 yılında devletin elit kesimi olan 150 kişi, sözde Halk mahkemeleri tarafından mahküm edilerek bir gecede öldürülüyor. Öldürülenler arasında bakanlar, milletvekilleri, Çarın danışmanları ve önde gelen kişiler vardı. Toplamda bu sözde mahkemeler tarafından 2680 kişi ölüme mahküm edilmiş, 1921 kişi ise müebbet hapse mahkum olmuştu. Zulüm bununla da sınırlı kalmayıp, Bulgaristan’da komünist rejimi boyunca bir çok kişi öldürülmüş veya hapse atılarak şiddete maruz kalmış. 19 Ocak 2011 yılında eski cumhurbaşkanları Jelyü Jelev ve Petır Stoyanov’un tekliflerini değerlendiren Bakanlar Kurulu, 1 Şubat gününü Komünist rejiminde yaşamını yitirenleri anma günü ilan etti.
Devletin birliğini temsil eden Cumhur-başkanı’nın 1 Şubat’ta Komünizm zamanında yaşamını yitirenlerin anıldığı törende olmasının sembolik olarak çok büyük önemi var. Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle böyle bir günün olup anılması bizi ayırmaktan çok birleştirecektir. Bulgar milletinin dayandığı değerleri anlayabilmek için yakın geçmişte olanları kavramak mecburiyetindeyiz. Bu da adaletin, bağımsızlığın ve uzlaşmanın sağlanmasının yollarından biridir.
Bir çok vatandaşın zihninde travmalara ve acılara sebep olan totaliter komünist rejimin daha çok kesim tarafından ele alınıp tartışılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerek. Çünkü aynı şiddet, vahşet ve yanlışlar bir daha tekrarlanmasın.
Rejimin totaliter olması ve özünde zulmü barındırıp vatandaşlara şiddet uygulamasından dolayı kesinlikle kınanması gerekir. Bu tür rejimler kınanmadığı taktirde gelecek nesiller bu zulümleri bilemez ve aynı hataları yapabilirler. Eski Başbakan ve DSB Lideri İvan Kostov’un Zaman’a verdiği mülakatta dediği gibi: ‘Demokratik Bulgaristan’da bir daha komünist rejimin Müslüman ve Türklere karşı asimilasyon kampanyası tekrarlanamaz.’
Kostov röportajında adalete vurgu yaparak suçlu veya suçluların mahküm olması gerektiğini söyledi. Aksi taktirde suçun, bütün Bulgar halkına ait olduğu duygusu hakim olacak. Bu yüzden halkı temsil eden milletvekillerinin kabul ettiği komünizmin kınamasını Başsavcı ve Yargıtay (Касационния съд) Başkanının toplumsal bir görev addederek harekete geçmesi lazım.
Demokrasinin yerleşmesi için yapılması gereken çok şeyler var. Tek partili sistemden çok partili sisteme geçmekle demokrasinin bu ülkeye kalıcı bir şekilde yerleştiği söylenemez. Demokrasi’ye, sadece politika sistemini değiştirmekle ulaşılmaz. Ülke olarak tüm birimlerde ve ünitelerde demokratik sisteme geçmeli. Unutmamak gerekir ki, o vatandaşlar eğitimini komünizm zamanında almıştır.
Komünist rejimin iyice yeniden gözden geçirilip neden son bulduğu kavranılmalı. Toplum için rejimin son bulması büyük bir sürprizdi. Bir çok kişi komünizmin neden çöktüğünü anlayamamıştır. Komünizm, seçim öncesi çıkar olarak kullanmak değil; okul, üniversite ve araştırma merkezlerinde ciddi şekilde araştırılmalı. Yoksa geçmişini bilmeyen, aynı hataları tekrarlamak zorunda kalabilir. Komünizm rejiminin hayaleti yok olmuş değil. Adalet gerçekleşinceye kadar da farklı tartışmalara ve spekülasyonlara yol açacak. Tayfur Hüseyin, t.huseyin@zaman.bg