Aile huzuru…

today's zaman illüstrasyon

Aile deyince aklımıza üç unsur gelir: Kadın, erkek ve çocuklar… Önemli olan eşlerdir. Eşlerden biri, “benim dediğim olacak”, diğeri de, “benim dediğim olacak” derse bu gururla eşler birbirine darılır. Gururlu haller devam ettiğinden, dargınlık da devam eder. Çünkü her biri kendini üstün görüyor. Kadın diyor ki, “o gelsin özür dilesin.” Erkek de diyor ki, “Benim suçum ne? O gelsin özür dilesin.” Böylece aynı evde oturan eşler, dargınlığa devam edip, iki yabancı gibi yaşıyorlar. Bu hal çekilir dert değildir… Rahatsızlık öyle büyür ki, eşler için ev, işkenceye dönüşür.
Yakınım olan ve evlenmesinde önemli rol oynadığım bir hanımın babası şöyle dedi: “Bizim damat, kızımı hizmetçi gibi kullanıyor, kızım çok eziliyor.” Ben de dedim ki: “Damadın da kızının hizmetçisi. Damadın zaman oluyor ki evini geçindirebilmek için çok ağır şartlarda çalışıyor. Bu durumda damadın da kızının hizmetçisi değil mi?” Arkadaş düşündü. Şaşırdığını fark ettim. Demek ki ortada çok ciddi bir problem yok fakat şeytan ve nefis araya giriyor, eşleri birbirinden ayırıyor. Pek çok insan şeytanın ve nefsin ne olduğunu bilmezler.
Herkes biyolojik yönden insandır. Fakat insan olmak başka, insaniyet daha başkadır. İnsaniyet sıfattır. Bu sıfatın şartları vardır. Eşlere insaniyeti kim öğretti? Kim uygulama yaptı? Bahçede kavak büyüdü, evde çocuklar büyüdü… Her branşın mühendisliği, doktorluğu vardır. İnsanlığın mimarı İslamiyet’tir. İslamiyet ilmihaldir. Eğer eşler şöyle sözleşse, “ikimiz de ilmihale uyacağız.” O zaman her türlü kavga gürültü ortadan kalkar, mesut olurlar. Şunu da söyleyeyim ki eşler, elbise değildir, kolayca çıkarıp vestiyere asıp gidelim… Böyle bir mantık olamaz. Eşler, insanın derisi gibidir. Ayrılmak derinin soyulması gibi ıstırap verir. Bu hemen anlaşılmaz. Günler geçtikçe acı belirginleşir. Bu sebepten diyoruz ki, ayrılmak için doğan sebebin hem tıbbi hem hukuki hem İslami boyutu olmalı…
Müslüman’ca yaşayan, insanca yaşıyor demektir. İnsanca yaşayan da Müslüman’ca yaşıyor demektir. Müslüman’ca yaşamanın mükafatı dünya ve ahiret saadetidir. Mademki mükafat bu kadar büyük elbette ki o mükafatı elde etmek için gayret sarf etmek gerekir. Aklı ve iradeyi kullanmak gerekir. Çevrenize şöyle bir bakın… En mesut aile hangisidir?
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaş ziyaretime geldi. “Eşim çok sinirli, her şeye kızıyor, her şeye küsüyor.” dedi. Dedim ki, “Allah, kadına asabiyet vermiş, o sinirli hanımı da sana yazmış. Bu şekilde tekamül etmeni istiyor. Allah o hanımı böyle yaratmış. Kadının suçu yok. Öyleyse bu kadının huyunu değiştiremezsin. Velasr Suresi’ne göre sabret” dedim. Ve sabrına karşılık Allah, zenginlik verir, hayırlı evlat verir, sağlık verir. Yani Allah rahman olduğu için rahmetiyle kullarının huzur içinde yaşamasını ister. Huzuru bozan insandır. Allah’ın yarattıklarında kötülük yoktur, insanın yaptığı işlerde kötülük vardır. Evliliklerinde problem yaşayan çiftlere dikkat ettim, huzursuz olmalarının sebebi, İslamiyet’ten uzaklaşmalarıdır.